Rabıtanın Değişik Şekilleri

by Ekrem / 11/26/2016 / 0 Yorum Yapıldı

1. Mürid şeyhinin suretini ( Şeklini ) hayaline getirir ve onun suretinin iki gözünün arasında olduğunu hayalen tasavvur eder ( düşünür ve onu hayalinde şekillendirir )

Şeyhini Mevla Te'ala'nın aynası olarak kabul eden mürid o aynadan mevla Te'ala'yı görür gibi olmaya çalışır . 

Bu sırada lisan-ı haliyle  ( duruş diliyle ) : 

Ya rabbi ben seni göremiyorum ama bu aynanın karşısında tecelli edici olarak ancak sen varsın , Seni görür gibi oluyorum ' diye niyazda bulunur . 

Sonra bu surette şeyh efendinin ruhaniyetine teveccüh eder ( yönelir ) ve kalben ona : 

" Ey mürşidim ! elimden tut beni maksudum olan Mevla Te'ala'ya  kavuştur , beni himmetinden mahrum etme şeklinde müracatta bulunur . 

Böylece salik kendisinde gaybet geçkinlik hali meydana gelene kadar bu yalvarışa devam eder . 

2. Şeyhinin suretinin iki yanı arasında yani tam ortasında olduğunu tasavvur eder  ( Düşünür ) .

Sonra bu surette onun ruhaniyetine teveccüh eder ( yönelir ) ve bu durumu , yukarıda olduğu gibi kendisinde gaybet hali meydana gelene veya cezbe  ( manevi çekiş ) eseri görülene kadar devam ettirir . 


Bu iki rabıtadan birine devamı neticesinde yukarıda zikredilen hale ulaştığı zaman rabıtayı terk eder ve meydana gelen o gaybet  ( geçkinlik ) hali veya cezbe ( gayri ihtiyari olarak manevi yolla Allah-u Te'Ala'nın sevgisine çekilme ) hali ile meşgul olur .

Her ne zaman kendisinden bu durum zail (kayb ) olursa tekrar rabıta durumuna döner ve şeyhinin suretinde fena bulana ( şeyhini düşünürken kendisini kaybedene ) kadar bu şekilde rabıtaya devam eder.

Ağma ( Görme Engeli ) olanlar veya şeyhini görmemiş olanlar yada gördükleri halde tam şeklini hayallerinde canlandırmaktan aciz olanlardan her biri ise şeyhini dolunay şeklinde bir nur kümesi olarak karşısında düşünür . 

Sonra şeyhinden çıkan ışık hüzmesi ( demeti ) şeklinde feyizlerin kalbine girdiğini oradan bütün latifelerine dağıldığını ve sonra vücudunun tümüne yayıldığını farz eder . 

Bu mertebeye geldiği zaman mürid şeyhinin ruhaniyetini suretindeki kemalatıyla beraber müşahede eder yani şeyhinin maneviyatını kendisinin zahirinde bulunan bütün üstün vasıflarıyla birlikte görür . Çünkü kemalat ( Manevi olgunluklar ) mürşidin ruhaniyetinden hiçbir zaman ayrılmaz . Beden ise ancak o kemalatın aleti mesabesindedir . 

Bu halde iken şeyhin ruhaniyeti onu terbiye eder ( yetiştirir ) ve Allah-u Te'Ala'ya ulaştırır. 

Böylece mürid de bu süreçten geçtikten sonra kamil  ( Allah-u Te'Ala yolunda kemale eren )lerden ve vuslata erenlerden ( Allah-u Te'Ala'ya kavuşanlardan ) olur.

Mürid ile şeyh birbirinden ayrı mekanlarda olsalar da bu suretle efendi müridini terbiye eder . 

3. Mürid şeyhin suretini alnında tasavvur eder ve onu alnının tam ortasına yerleştirir . 

Bu tarz rabıta , müridin kalbine gelebilecek muhayyelatın definde ( hayallerin uzaklaştırılması hususunda ) ilk iki kısmında zikredilen rabıta türlerinden daha kuvvetlidir .

Bazıları bu rabıta şekline itiraz etmişlerse de onlar asla isabet etmemişlerdir .Nitekim onlar " Hadislerden Deliller " bölümün " Ruhların Buluşması " başlığı altında geçen Huzeyfe ibni sabit hadisinde zikredildiği vechile , Huzeyme r.a. rüyasında gördüğü üzere Rasülullah s.a.  emri ile onun mübarek alnına secde etme hadisesini doğru anlayabilseydiler bu rabıta çeşidine asla itiraz etmezlerdi .

4. Mürid şeyhinin suretini kalbinin tam ortasına getirir . Bu da kalbe gelecek olan havatırın define ( akla gelen şeylerin kovulmasında ) daha etkilidir . 

5. Mürid şeyhinin suretini Mevla Te'Ala'nın nurlarının kendisinde toplandığı bir havuz mesabesinde kabul ederek önce alnının ortasında tasavvur eder , Daha sonra buradan kalbinin ortasına indirir ve kalbini geniş bir kova olarak düşünmek suretiyle Mevla Te'âla'nın nurlarının o havuzdan kalbine döküldüğünü tahayyül edr . 

Bu tarz rabıta havatırın  ( kalbe gelen düşüncelerin ) cümlesini bir kerede ortadan kaldırır . 

Bu rabıta çeşidi daha önce zikredilenden daha faydalı olmasına rağmen onlardan daha zordur.

6. Mürid kendisini ölmüş olduğunu , cenazesinin yıkandığını , kefenlendiğini , tabuta konup musallaya getirildiğini  , sevenlerin arkasından ağladığını , cenazesi kılınıp omuzlarda taşındığını mezara götürülüp defnedildiğini , bütün teferruatıyla birlikte düşünür . 

Bu sırada kendi kendine " sen öldünse peki o zaman burada zikreden kimdir " diye sorar ve bu soruya yine kendisi " şeyh efendidir " diye cevap verir .

İşte buna meşayıhın ıstılahında ( şeyh efendilerin dilinde ) " Tezekkür-i mevt ( Ölüm Rabıtası ) " adı verilmiştir. Böylece mürid, kendi nefsini yok sayar ve şeyhinin varlığının tasarrufunu bütün gücüyle hissetmeye çalışır .

7.  Mürid şeyhinin ruhaniyetini nurani bir daire şeklinde düşünüp , kendini o dairenin tam ortasında mülahaza eder ve kendinden tamamen geçinceye kadar bu düşüncede daim olur . 

Bu geçkinlik halinde şeyhin ruhaniyetinin nuraniyeti ( Nuru ) in'ikas ( yansıma ) yoluyla müridin kalbine intiba ve intikaş eder ( yerleşir ve nakşolur ). 

O nurdan müridin kalbine de fer'i bir nur hasıl olur ki , tedricen ( yavaş yavaş ) o nur müridin de asli hali olur . 

Böylece mürid de şeyhinin makamına ulaşarak yani onun gibi nurlara gark olarak kamil ( yetişmiş ) ve vasıl  ( Allah-u Te'Ala'ya Ulaşan ) biri olur . 

Bütün bu türleriyle rabıta ancak velayet kuvvetiyle tasarruf  ( Velilik gücüyle kalplere etki ) edebilen kamil bşr şeyhe yapılırsa fayda verir . Çünkü insna-ı kamil Cenab-ı Hakk'ın aynası gibidir . Binaenaleyh böyle bir kimsenin şeyhin ruhaniyetine basiret gözüyle nazar eden kimse orada Hakk Te'Ala'yı müşahede eder ( Allah-u Te'Ala'yı görür gibi our ). 

Tasarrufi kaynaklarda rabıta hakkıında daha başka lekiller de tarif atmişlerse de hepsine müşterek ( ortak ) nokta , şeyhin suretini ( fiziksel görüntüsünü ) hayal etmektir . 

Bunlar içerisinde , şeyh efendiyi sevgiyle hatırlamaya " Rabıta-i muhabbet " denir . 

Kendisini mürşid şeklinde hayal edip pirin kıyafet ve heyetine aynen bürünmüş olduğunu düşünerek , yaptığı ibadetlerde şeyhi kendi yerine koymaya ise " Rabıta-i Telebbüs ( Müridin şeyhinin kılığına bürünme rabıtası ) adı verilir . 

Bu Bahiste geçen : 

"Şeyhin Allah-u Te'Ala'nın aynası oluşu "

"Şeyhin Mevla Te'Ala'nın envarını ( nurlarını ) kendinde toplayan bir havuz oluşu .

" Şeyhten himmet ( yardım ) isteme " gibi konuların sünnet'teki bahsinde tafsilatla ele alınacaktır . Dikkatle okunup irtibat kurulması çok faydalıdır .